Trafik Kazası Tazminatında Maluliyet Raporu ve Yaş Hesabı

Adaçayı yeşili motosiklet kaskı, farklı değerlendirmeleri simgeleyen sağlık raporları ve takvimle trafik kazasında maluliyet ve yaş hesabını anlatan krem tonlarında üç boyutlu editoryal görsel

I. Giriş

Trafik kazası sonrasında alınan sağlık raporunda bir maluliyet oranı yazması, çoğu zaman şu soruyu beraberinde getirir: “Bu oran için ne kadar tazminat alabilirim?” İnternette aynı yüzdeye karşılık çok farklı tutarların görülmesi de belirsizliği artırır. Bunun nedeni, iş göremezlik tazminatının yalnız bir sağlık yüzdesinden oluşmamasıdır. Yaralanmanın kalıcı etkileri kadar kişinin geliri, yaşı, hesaplanacak süre ve kazadaki sorumluluk dağılımı da sonucu etkiler.

Sağlık raporu bedensel kaybı ortaya koyar; aktüerya raporu ise bu kaybın ekonomik karşılığını hesaplar. Tıbbi değerlendirme ile parasal hesap birbirini tamamlayan, fakat farklı sorulara cevap veren iki aşamadır. Birindeki eksiklik diğerine taşındığında, ayrıntılı görünen bir hesap bile yanlış sonuca ulaşabilir.

Bu yazıda, trafik kazasına bağlı iş göremezlik tazminatının hangi esaslara dayandığı, raporların nasıl değerlendirilmesi gerektiği ve yaş seçiminin hesabı neden etkilediği açıklanmaktadır. Yargıtay kararları da bu esasların uygulamadaki karşılığını göstermek için ele alınmaktadır.

II. İş Göremezlik Tazminatı Hangi Zararı Karşılar?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.54, bedensel zararları tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak sayar. Bu ayrım, trafik kazasındaki bütün zararların tek bir “maluliyet bedeli” içinde düşünülmemesi gerektiğini gösterir.

İyileşme döneminde çalışılamaması nedeniyle doğan geçici iş göremezlik zararı ile kalıcı bedensel kayba bağlı sürekli iş göremezlik zararı farklıdır. Tedavinin devam ettiği süre, bu dönemde elde edilemeyen gelir ve kalıcı kaybın derecesi aynı belgeyle veya aynı hesapla açıklanamayabilir. Tedavi ve bakım ihtiyacına ilişkin taleplerin de kendi dayanaklarıyla ortaya konulması gerekir.

Örneğin kazadan sonra bir süre çalışamayan, ancak kalıcı kaybı bulunmayan kişinin durumu ile işine döndüğü hâlde kalıcı hareket kısıtlılığı yaşayan kişinin durumu farklıdır. İlkinde iyileşme döneminin ekonomik etkisi, ikincisinde ise devam eden beden gücü kaybının sonucu öne çıkar. Kalıcı maluliyet bulunmaması bütün zararların ortadan kalktığı; kalıcı oran bulunması da her talep kaleminin kendiliğinden ispatlandığı anlamına gelmez. Türk Borçlar Kanunu, m.54–55.

Çalışmaya Devam Eden veya Emekli Olan Kişi Bakımından

Sürekli iş göremezlik yalnız maaş bordrosundaki azalmayla ölçülmez. Kişi aynı geliri elde etmeyi sürdürse de aynı işi yapabilmek için daha fazla güç harcıyor olabilir. Bedensel kaybın ekonomik değerlendirmesinde bu ek efor da önem taşır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 21.05.2018 tarihli, 2015/10705 E. ve 2018/5316 K. sayılı kararı, gelirde azalma bulunmasa dahi beden gücü kaybının tazminat gerektirebileceğini açıklamaktadır. Emekli kişinin günlük yaşam faaliyetlerinde harcadığı ek güç de bu kapsamda değerlendirilmiş; emekli olmanın, koşulları varsa pasif dönemde efor tazminatını engellemeyeceği belirtilmiştir.

Buradan çıkarılacak sonuç, başvurunun yalnız “Maaşım kesildi mi?” sorusuna indirgenmemesidir. Kalıcı kaybın çalışma ve yaşam faaliyetlerine etkisi ayrıca ortaya konulmalıdır. Geçici dönemdeki somut kazanç kaybıyla sürekli güç kaybının aynı kabul edilmemesi de bu nedenle önemlidir. Yargıtay 17. HD, E.2015/10705, K.2018/5316.

III. Maluliyet Raporunda Yüzdeden Önce Neye Bakılmalı?

Maluliyet oranının anlamı, hangi yaralanmaya ve hangi değerlendirme ölçütlerine dayandığıyla birlikte anlaşılır. Kazanın hemen sonrasındaki tanı, ameliyat ve tedavi kayıtları, sonraki muayeneler ve kalıcı bulgular arasında açıklanabilir bir ilişki bulunmalıdır. Önceden mevcut bir rahatsızlık varsa, bunun kazayla bağlantılı bulgulardan ayrılması da değerlendirmeyi etkileyebilir.

Bu nedenle yalnız raporun son sayfasındaki yüzdeyi saklamak yeterli bir dosya hazırlığı değildir. Epikrizler, görüntüleme sonuçları, ameliyat notları ve kontrol kayıtları, raporun hangi tıbbi geçmiş üzerine kurulduğunu gösterir. Eksik tedavi kayıtları, sonradan ortaya çıkan bir kısıtlılığın niteliğinin veya kazayla ilişkisinin açıklanmasını güçleştirebilir.

Raporun amacı da önemlidir. Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik m.2, kapsamındaki raporları belirler; 18 yaşını doldurmamış kişilerin değerlendirmesini ve bazı sosyal güvenlik raporlarını bu kapsamın dışında tutar. Dolayısıyla sosyal yardım, sosyal güvenlik ve trafik kazası tazminatı için yapılan her değerlendirme aynı amaç ve ölçütlere dayanıyor kabul edilemez. Yönetmelik, m.2.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.04.2026 tarihli, 2026/2431 E. ve 2026/4581 K. sayılı kararında da çalışma gücü kaybının, haksız fiil tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat dikkate alınarak uzman hekim heyetince belirlenmesi istenmiştir. Bunun pratik karşılığı, raporun yalnız yeni tarihli olmasına bakılmamasıdır: İlgili kaza ve talep bakımından doğru ölçütlerin uygulanıp uygulanmadığı incelenmelidir.

IV. Birbiriyle Çelişen Raporlar Tazminatı Nasıl Etkiler?

İki raporda farklı oranlar bulunması, doğrudan en yüksek, en düşük veya en son tarihli raporun seçilmesini haklı kılmaz. Öncelikle raporların aynı yaralanmayı, aynı ölçütleri ve karşılaştırılabilir bulguları ele alıp almadığı anlaşılmalıdır. Farkın nedeni açıklanmadan oranlardan birini hesaplamaya taşımak, tıbbi uyuşmazlığı çözmez.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.04.2026 tarihli kararında, bir raporda yüzde 12, diğerinde yüzde 9 maluliyet bulunması bu açıdan önemlidir. Daire, düşük oranlı raporun esas alınmasını tek başına yeterli görmemiş; bütün tedavi belgeleri ve önceki raporlar incelenerek kişinin bizzat muayenesiyle çelişkiyi giderecek yeni rapor alınmasını istemiştir. Kararın tam metni.

Bu yaklaşımın genel dersi, rapor sayısını artırmaktan önce farkın nedenini açıklığa kavuşturmaktır. İtirazın “Oranım düşük belirlenmiş” ifadesiyle sınırlı kalması yerine, değerlendirilmeyen bulgunun, eksik belgenin veya raporlar arasındaki yöntem farkının gösterilmesi incelemeyi somutlaştırır.

Mahkeme yargılamasında HMK m.281, rapordaki eksikliklerin tamamlatılması, belirsizliklerin açıklanması ve yeni bilirkişi atanmasının istenmesine imkân verir. Kural olarak raporun tebliğinden itibaren iki haftalık süre öngörülmüştür; kanundaki koşullarla ve süresinde başvuruyla ek süre verilebilir. Mahkeme kendiliğinden ek rapor veya yeni inceleme de yaptırabilir. HMK m.282 uyarınca hâkim, bilirkişi görüşünü diğer delillerle birlikte değerlendirir. Sağlık raporuna idari itiraz ile yargılama içindeki bilirkişi raporuna itirazın ayrı süreçler olduğu da gözetilmelidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.281–282.

V. Aynı Maluliyet Oranına Rağmen Tazminat Neden Değişir?

Tazminat hesabı, bedensel kaybın ekonomik etkisini belirlemeye çalışır. Bu nedenle aynı orana sahip iki kişinin yaşları, gelirleri ve sorumluluk koşulları farklıysa aynı ödeme tutarına ulaşılması beklenmez. “Yüzde 10 maluliyet şu kadar para eder” biçimindeki sabit karşılıklar, hesabın diğer unsurlarını görünmez kılar.

UnsurHesap bakımından önemi
Kalıcı kaybın oranıSürekli iş göremezlik hesabının tıbbi dayanağını oluşturur.
Gelir ve gelir belgeleriEkonomik kaybın hangi kazanç üzerinden değerlendirileceğini etkiler.
Kaza tarihindeki yaşBakiye ömür ve dönemlerin belirlenmesinde rol oynar.
Kusur ve sorumluluk kapsamıHesaplanan zararın kimden, ne ölçüde istenebileceğini etkiler.
Önceki ödemelerKalan alacak belirlenirken ödemenin niteliği ve mahsup yöntemi incelenir.
Sigorta teminatıSigortacıya yöneltilen talepte kapsam ve sınırların değerlendirilmesini gerektirir.

Gelir bakımından da yalnız bir tutar yazılması yeterli değildir. Ücret bordrosu, banka kaydı veya mesleki kazancı açıklayan diğer belgeler, iddia edilen gelirin dayanağını oluşturur. TBK m.50, zararın ispatını düzenler; miktarın tam ispatlanamadığı durumda hâkimin olayların olağan akışını ve alınan önlemleri gözeterek belirleme yapmasına imkân tanır. Bu hüküm, gelir ve zarar belgelerinin önemini ortadan kaldırmaz. Türk Borçlar Kanunu, m.50.

Sigortacı bakımından ise KTK m.92/g, hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerini teminat dışında sayar. Manevi tazminat da aynı maddenin ayrı bir bendinde kapsam dışında düzenlenmiştir. Böylece toplam zararın hesaplanmasıyla zorunlu trafik sigortasından istenebilecek tutarın belirlenmesinin farklı incelemeler olduğu görülür. Karayolları Trafik Kanunu, m.92.

VI. TRH-2010 Yaşam Tablosunda Yaş Seçimi Neden Önemlidir?

Sürekli kaybın gelecek yıllara etkisini hesaplayabilmek için bir süre varsayımı gerekir. Yaşam tablosu, kişinin kesin ölüm tarihini göstermez; hesaplamada kullanılacak muhtemel bakiye ömrün belirlenmesine hizmet eder. TRH-2010 tablosunun kullanılması kadar, tabloya hangi tarihteki yaşla başvurulduğu da önemlidir.

Basit bir örnekle, kaza tarihinde 30, rapor hazırlanırken 34 yaşında olan kişinin iki farklı yaşı vardır. Hangisinin esas alındığı, tablodan bulunan bakiye süreyi etkileyebilir. Bu örnek bir tazminat hesabı değildir; aynı kişiye ait iki yaş bilgisinin neden birbirinin yerine kullanılamayacağını gösterir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 21.04.2026 tarihli kararında TRH-2010 ile muhtemel bakiye ömür belirlenirken kaza tarihindeki yaşın esas alınması gerektiğini açıklamıştır. Hesap tarihindeki yaşın kullanılması ve geleceğe ilişkin hesabın buna göre kurulması bozma nedeni sayılmıştır. Uygulamada doğum tarihi, kaza tarihi ve hesap tarihi bu nedenle ayrı ayrı kontrol edilmelidir. Yargıtay 4. HD, E.2026/2431, K.2026/4581.

Aktif-Pasif Dönem ile Bilinen-Bilinmeyen Dönem Aynı mı?

Aktif ve pasif dönem ayrımı, çalışma yaşamı ile sonraki dönemin değerlendirilmesine ilişkindir. Bilinen ve bilinmeyen dönem ayrımı ise gelir verilerinin geçmişte belirlenebilir olması ile geleceğe ilişkin varsayımlara dayanması arasındaki farkı ifade eder. Bu iki ayrımın birbirine karıştırılması, raporun anlaşılmasını güçleştirir.

Pasif döneme geçilmesi, bedensel kaybın bütün ekonomik etkilerinin sona erdiği anlamına gelmez. Emeklilikte günlük yaşam faaliyetlerinin sürdürülmesi için gereken ek eforun değerlendirilmesi de bu noktada önem kazanır. Dönemlerin başlangıçları, bitişleri ve süreleri açıkça gösterilmelidir. Nitekim 2026 tarihli kararda istenen ek hesap raporunun unsurlarından biri de budur.

Bu nedenle “kaza yaşı esas alınır” ifadesi, gelir hesabında bütün yılların ücretinin aynı kabul edileceği şeklinde anlaşılmamalıdır. Yaşam süresinin belirlenmesiyle her dönemin gelir verisinin seçilmesi ayrı hesap adımlarıdır.

VII. Önceki Ödemeler ve Faiz Hesabında Güncel Düzenleme

Hesap raporunda yalnız toplam zararın gösterilmesi, önceki ödemelerin nasıl ele alındığını açıklamaz. TBK m.55, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemelerin zarar veya tazminattan indirilemeyeceğini düzenler. Dolayısıyla alınmış her ödeme aynı nitelikte bir indirim kalemi değildir.

31 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan 7589 sayılı Kanun m.18 ile TBK m.55’e faiz ve mahsup hakkında yeni fıkralar eklenmiştir. Çalışma gücü kaybına bağlı tazminatlarda bilinen kazanç dönemine ilişkin tutar için olay tarihinden, kazancın bilinemediği döneme ilişkin tutar için karar tarihinden kanuni faiz öngörülmüştür. Tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemeler için de ödeme tarihindeki tazminat üzerinden oransal mahsup düzenlenmiştir.

Ancak 7589 sayılı Kanun geçici m.1/9, bu değişikliği yürürlük tarihinden sonra meydana gelen olaylarla sınırlar; önceki olaylarda eski hükümler uygulanmaya devam eder. Bu yüzden raporun veya davanın yeni tarihli olması, eski bir kazaya yeni faiz ve mahsup rejiminin uygulanması için yeterli değildir. Kaza tarihi, burada da hukuki sonucu etkiler. 7589 sayılı Kanun, m.18, geçici m.1/9 ve m.26.

VIII. Rapor ve Ödeme Teklifi Nasıl Değerlendirilmeli?

Bir ödeme teklifinin yeterliliği, yalnız teklif edilen rakamın yüksek veya düşük görünmesiyle anlaşılamaz. Hangi sağlık oranının, hangi gelirin ve hangi dönemlerin kullanıldığının görülmesi gerekir. Aksi hâlde iki farklı hesap arasındaki farkın tıbbi değerlendirmeden mi, gelirden mi, dönem seçiminden mi yoksa önceki ödemelerden mi kaynaklandığı anlaşılamaz.

Dosyanın hazırlanmasında sağlık ve gelir belgelerinin birbiriyle bağlantılı olması önem taşır. Örneğin çalışılamayan süreyi gösteren raporla o süredeki gelir durumunu açıklayan belge farklı işlevlere sahiptir. Aynı şekilde kazayı ve sorumluluğu gösteren kayıtlar, kalıcı kaybın oranını belirleyen sağlık belgelerinin yerine geçmez.

Rapora yönelik itirazın da bu bağlantılara dayanması gerekir. Hesapta kullanılmayan bir gelir belgesi, açıklanmayan rapor farkı veya başlangıç-bitişi gösterilmeyen bir dönem varsa, somut eksiklik belirtilmelidir. Denetlenebilir bir hesap, yalnız sonucun değil, sonuca götüren verilerin de görülebildiği hesaptır.

Sigortacıya karşı süreçte KTK m.97 uyarınca önce yazılı başvuru yapılır. Başvurunun 15 gün içinde yazılı cevaplanmaması veya cevabın talebi karşılamaması hâlinde dava ya da sigorta tahkimi yolu gündeme gelir. Sigorta Tahkim Komisyonu da başvuru rehberinde, şirkete yapılan başvurunun ve uyuşmazlığı ispatlayan belgelerin sunulmasını istemektedir. Bu süre, tazminat istemine ilişkin bütün dava ve itiraz sürelerinin yerine geçen genel bir süre değildir. KTK m.97, Sigorta Tahkim Komisyonu başvuru rehberi.

IX. Sonuç

Trafik kazasına bağlı iş göremezlik tazminatında sağlıklı bir değerlendirme, bedensel kaybın doğru belirlenmesiyle başlar; gelir, yaş, dönemler ve sorumluluk kapsamının doğru uygulanmasıyla tamamlanır. Sağlık raporundaki oran önemli bir veridir, ancak tek başına alacak tutarını göstermez. Çalışmaya devam etmek veya emekli olmak da sürekli güç kaybının ekonomik etkisini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Yargıtayın rapor çelişkilerinin giderilmesini ve kaza tarihindeki yaşın esas alınmasını istemesinin uygulamadaki karşılığı budur: Tazminat, açıklanabilir tıbbi ve ekonomik dayanaklar üzerine kurulmalıdır. Belgelerin bütünlüğü ve hesap adımlarının görünür olması, hem talebin hazırlanmasını hem ödeme tekliflerinin değerlendirilmesini mümkün kılar.

Kaynaklar

Bu yazı, 17 Ekim 2026 itibarıyla kontrol edilen mevzuat ve belirtilen içtihatlara dayalı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Av. Fatih Dişçi — discilaw.com

Sıkça Sorulan Sorular

Tek bir tutar söylenemez. TBK m.54 ve m.55 kapsamında gelir, yaş, hesaplanacak dönem, kusur, önceki ödemeler ve sigortacının sorumluluk sınırları birlikte değerlendirilir. Aynı maluliyet oranına sahip iki kişinin tazminatı farklı olabilir.
Tek başına engel değildir. Sürekli beden gücü kaybı nedeniyle aynı işi veya günlük yaşam faaliyetlerini daha fazla eforla sürdürmek de değerlendirilir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 21.05.2018 tarihli, E.2015/10705, K.2018/5316 sayılı kararı bu ayrımı açıklamaktadır.
Raporların dayandığı belgeler, muayene bulguları ve uygulanan mevzuat karşılaştırılmalıdır. HMK m.281 kapsamında mahkemeden açıklama, ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi istenebilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.04.2026 tarihli kararı da maluliyet oranları arasındaki çelişkinin giderilmesini aramaktadır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.04.2026 tarihli, E.2026/2431, K.2026/4581 sayılı kararında, TRH-2010 tablosuyla muhtemel bakiye ömür belirlenirken kaza tarihindeki yaşın esas alınması gerektiği açıklanmıştır. Gelirlerin dönemlere ayrılması ise bundan farklı bir hesaplama konusudur.
KTK m.97 uyarınca önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmalıdır. Şirket 15 gün içinde yazılı cevap vermezse veya verilen cevap talebi karşılamazsa, başvuru koşulları çerçevesinde dava ya da sigorta tahkimi yoluna gidilebilir. Yazılı başvuruyu ve şirkete ulaştığını gösteren belgeler saklanmalıdır.

İlgili Yazılar

Bize Ulaşın