Kilometresi Düşürülmüş Araçta Alıcının Hakları Nelerdir?

Adaçayı yeşili otomobil ve mekanik kilometre sayacıyla ikinci el araçta gizlenen kilometre geçmişini temsil eden sade illüstrasyon

I. Giriş

İkinci el bir araç alıyorsunuz. Gösterge düşük bir kilometreyi işaret ediyor; fiyatı da buna göre kabul ediyorsunuz. Aylar sonra muayene veya servis kayıtlarında aracın yıllar önce çok daha yüksek kilometrede olduğunu görüyorsunuz. Satıcı ise “Ben de böyle aldım, haberim yoktu” diyor.

Bu açıklama, satıcının hukuki sorumluluğunu tek başına ortadan kaldırmaz. Ancak alıcının hangi hakkı kullanabileceği, ne kadar para isteyebileceği ve nereye başvuracağı da yalnız kilometrenin düşürüldüğünün anlaşılmasıyla belirlenmez. Satışın kimler arasında yapıldığı, ayıbın ne zaman öğrenildiği, satıcıya bildirim ve satış bedelinin ispatı sonucu etkiler.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 24.10.2022 tarihli, 2022/6482 E., 2022/8092 K. sayılı kararı, satıcının ayıptan habersiz olduğu savunmasını bu ayrıntılarla birlikte ele almaktadır.

II. Kilometrenin Düşürülmesi Neden Gizli Ayıp Sayılabilir?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.219, satıcının bildirdiği niteliklerin araçta bulunmamasını ve aracın değerini veya beklenen faydasını önemli ölçüde azaltan ayıpları sorumluluk kapsamında düzenler. Kilometre, ikinci el araç için hem kullanım geçmişini hem ekonomik değeri etkileyen bir bilgidir. Aracın çalışır durumda olması, kilometreyle ilgili eksikliğin hukuken önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Gösterge üzerindeki sayı ile gerçek kullanım geçmişi arasındaki fark sıradan bir incelemeyle anlaşılamıyorsa gizli ayıp gündeme gelebilir. Burada yalnız bir kayıt farklılığına bakılarak sonuca gidilmez. Kayıt hatası, gösterge değişimi veya başka teknik açıklamalar varsa bunlar da araştırılmalıdır. Kilometrenin gerçekten geriye alınıp alınmadığı ve bunun satıştan önce mevcut olup olmadığı delillerle ortaya konulmalıdır.

Alıcının bilgisi de önemlidir. TBK m.222 uyarınca satıcı, sözleşme kurulurken alıcının bildiği ayıplardan sorumlu değildir. Satıştan önce gerçek kilometrenin açıklanması ile alıcının sonradan eski muayene kayıtlarında bu durumu öğrenmesi aynı değildir. Alıcının yeterli incelemeyle görebileceği ayıplar bakımından da maddede ayrı bir düzenleme bulunur.

III. Satıcının “Ben Yapmadım, Bilmiyordum” Savunması

A. Ayıp Sorumluluğu Kilometreyi Kimin Düşürdüğünden Ayrıdır

TBK m.219 şu hükmü içerir:

Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.

Bu nedenle kilometrenin önceki bir malik döneminde düşürülmüş olması, aracı sonradan satan kişinin alıcıya karşı ayıp sorumluluğunu kendiliğinden kaldırmaz. Alıcıya satış sırasında ayıplı bir araç devredilmiş olup olmadığı ve diğer sorumluluk koşulları incelenir.

Bununla birlikte, ayıp sorumluluğu ile dolandırıcılık suçundan sorumluluk farklı değerlendirmelerdir. Bir kişinin ayıplı araç satışından hukuken sorumlu tutulabilmesi, onun kilometreyi bizzat değiştirdiğini veya dolandırıcılık suçunu işlediğini tek başına göstermez. İncelenen Yargıtay kararı bir ceza mahkûmiyeti kararı değildir.

B. Yargıtay Kararında Hangi Ayrıntılar Etkili Oldu?

Alıcı, satın aldığı aracın kilometresinin düşürüldüğünü muayene sırasında öğrendiğini ileri sürmüş; satıcı ise değişiklikten haberdar olmadığını ve işlemin kendi döneminde yapılmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi satıcının kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Yargıtay, bilirkişi raporu ve muayene kayıtlarıyla kilometrenin düşürüldüğünün sabit olduğunu, aracın gizli ayıplı bulunduğunu ve satıcının ayıbı bilmese de sorumlu olacağını belirtmiştir. Satıcının süresinde ayıp bildirimi yapılmadığı yönünde bir itirazının bulunmaması da değerlendirmede özellikle yer almıştır.

Bir başka önemli nokta satış bedelidir. Alıcının ödediğini ileri sürdüğü tutar ile noter satış sözleşmesindeki tutar farklıdır. Yargıtay, gerçek bedel iddiasına ilişkin delillerin de incelenmesi gerektiğini açıklamıştır. Karar, yalnız “satıcı bilmese de sorumludur” cümlesinden ibaret değildir.

C. Karar Alıcıya Doğrudan Tazminat Verdi mi?

Hayır. Karar kanun yararına bozma niteliğindedir ve hükümde bozmanın sonuca etkili olmadığı açıkça belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.363/2 uyarınca bu bozma, önceki kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.

Dolayısıyla bu kararı “Alıcı davayı kazandı ve parasını geri aldı” şeklinde aktarmak doğru değildir. Kararın önemi, kesinleşmiş hükümdeki hukuki hatayı ve satıcının sorumluluğu değerlendirilirken dikkate alınması gereken ölçütleri göstermesidir.

IV. Alıcı İade, Bedel İndirimi veya Tazminat İsteyebilir mi?

TBK m.227, satıcının ayıptan sorumlu olduğu hâllerde alıcıya seçimlik haklar tanır. Araç satışında bunların uygulanabilirliği ayıbın niteliğine ve somut koşullara bağlıdır.

SeçenekNe anlama gelir?Dikkat edilecek nokta
Sözleşmeden dönmeAracı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek satış ilişkisinden dönmeDurum dönmeyi haklı göstermiyorsa hâkim onarım veya bedel indirimine karar verebilir.
Bedel indirimiAracı elde tutup ayıp oranında satış bedelinin azaltılmasını istemeAyıbın araç değerine etkisi ve gerçek satış bedeli belirlenmelidir.
Ücretsiz onarımAyıbın giderilmesini istemeAşırı masraf doğurmaması gerekir; sayacın düzeltilmesi geçmişteki kullanımı ortadan kaldırmaz.
Ayıpsız benzeriyle değiştirmeAyıpsız bir araçla değişim istemeKanun bu hakkı imkân bulunmasına bağlar; her ikinci el araç için fiilen uygulanabilir olmayabilir.

Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı da saklıdır. Ancak aracın satıştan sonra çıkardığı her masrafın satıcıya yüklenmesi otomatik bir sonuç değildir. İstenen giderin ayıpla bağlantısı, zorunluluğu ve tutarı gösterilmelidir. Aynı zarar için bedel indirimi ile tazminatın mükerrer karşılanmasına da yol açılmamalıdır.

TBK m.229, sözleşmeden dönme hâlinde aracın elde edilen yararlarla birlikte geri verilmesini; bedelin faiziyle iadesini ve maddede belirtilen gider ve zararları düzenler. Bu nedenle “Aracı kullanmaya devam ederim, satış bedelinin tamamını da geri alırım” düşüncesi hukuki koşullar incelenmeden kabul edilemez.

V. Galeriden Alınan Araç ile Özel Kişiden Alınan Araç Arasındaki Fark

Her ikinci el araç satışı tüketici işlemi değildir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.3, satıcının ticari veya mesleki amaçla hareket etmesini ve alıcının ticari veya mesleki olmayan amaçla işlemi yapmasını esas alır. Yalnız aracın ikinci el olması veya alıcının gerçek kişi olması yeterli değildir.

Ticari ya da mesleki amaçla araç satan bir işletmeden kişisel kullanım için yapılan alım tüketici işlemi niteliğindeyse 6502 sayılı Kanun m.8, m.10 ve m.11 de değerlendirilir. Bir özel kişinin kendi aracını başka bir özel kişiye satmasında ise kural olarak TBK hükümleri gündeme gelir. İncelenen 2022 tarihli kararda Yargıtay, uyuşmazlığın tüketici kanununa tabi olmadığını açıkça belirtmiştir.

Tüketici işleminde m.10/1, teslimden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıbın teslimde var olduğunu kabul eden bir ispat kolaylığı sağlar. Bu karine malın veya ayıbın niteliğiyle bağdaşmıyorsa uygulanmaz. Altı ayın geçmesi de alıcının bütün haklarının kendiliğinden sona ermesi demek değildir; ispat değerlendirmesi değişir.

Tarafların ticari amaçla hareket ettiği satışlar ayrıca değerlendirilmelidir. Bu yazı, tacirler arasındaki ticari satışın bütün özel kurallarını kapsamamaktadır.

VI. Ayıp Öğrenilince Satıcıya Bildirim Nasıl Yapılmalı?

TBK m.223 kapsamında olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayan bir ayıp sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmelidir. Madde, gizli ayıpların tamamı için “30 gün” gibi sabit bir süre belirlemez. Ayıbın öğrenildiği tarih ile bildirimin tarihi önem taşır.

Öğrenme tarihini gösteren muayene veya servis belgesiyle birlikte, satıcıya yapılan bildirimin içeriğini ve ulaştığını gösteren kayıtlar saklanmalıdır. Noter ihtarı ispat bakımından yararlı olabilir; ancak m.223 her olayda yalnız noter yoluyla bildirim yapılmasını şart koşmaz. Mesaj veya e-posta kullanılmışsa muhatap, içerik ve ulaşma hususları ayrıca değerlendirilecektir.

TBK m.225 uyarınca ağır kusurlu satıcı, zamanında bildirim yapılmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplarda da aynı hüküm uygulanır. Bu istisnalar, her satıcının ağır kusurlu olduğu varsayımıyla genişletilemez.

Tüketici işlemlerinde 6502 sayılı Kanunun özel düzenlemeleri ayrıca gözetilir; TBK’daki bildirim rejimi bütün satışlara aynı şekilde uygulanmış kabul edilmemelidir. Her iki durumda da gecikmeden yazılı bildirim yapmak ve delilleri korumak, uyuşmazlığın değerlendirilmesini kolaylaştırır.

VII. Hangi Belgeler Saklanmalı?

Uyuşmazlıkta yalnız güncel kilometre fotoğrafı yeterli olmayabilir. Önceki kayıtlarla birlikte aracın geçmişini ve satışta ne vaat edildiğini gösteren bir bütün oluşturulmalıdır.

  • Muayene ve servis geçmişi: Farklı tarihlerdeki kilometre kayıtları, gösterge değişimine ilişkin belgeler ve teknik incelemeler.
  • İlan ve yazışmalar: Satış öncesinde bildirilen kilometre, satıcının açıklamaları ve ayıbın öğrenilmesinden sonraki cevaplar.
  • Satış ve ödeme belgeleri: Noter satış sözleşmesi, banka hareketleri, faturalar ve gerçek bedeli gösteren diğer deliller.
  • Bildirim kayıtları: Ayıbın ne zaman öğrenildiğini ve satıcıya ne zaman, hangi içerikle bildirildiğini gösteren belgeler.
  • Masraf belgeleri: Servis raporları ve faturalar; istenen giderin ayıpla bağlantısını açıklayan teknik değerlendirme.

Ekspertiz raporunun bulunması tek başına bütün soruları çözmez. Raporun kilometre geçmişini inceleyip incelemediği ve hangi yöntemle sonuca ulaştığı önemlidir. Teknik uyuşmazlık varsa bilirkişi incelemesi gerekebilir.

VIII. Zamanaşımı: Süre Her Zaman Bir Yıl mı?

TBK m.231 uyarınca satıcı daha uzun süre üstlenmedikçe ayıptan doğan davalar, ayıp sonradan ortaya çıksa da aracın alıcıya devrinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Satıcı ayıplı devirde ağır kusurluysa bu iki yıllık süreden yararlanamaz. Ayıbın gizli olması ile satıcının ağır kusurlu olması ayrı meselelerdir; biri diğerini otomatik olarak kanıtlamaz.

Tüketici işlemlerinde 6502 sayılı Kanun m.12 uygulanır. Genel süre teslimden itibaren iki yıldır; ikinci el satışlarda sorumluluk süresinin bir yıldan az olamayacağı ayrıca düzenlenmiştir. Bu alt sınır, ikinci el araçların tamamı için sürenin kendiliğinden bir yıl olduğu şeklinde okunmamalıdır. Sözleşme ve özel düzenlemeler incelenmelidir. Ayıp ağır kusur veya hileyle gizlenmişse m.12/3’teki zamanaşımı istisnası gündeme gelir.

Ayıp bildirimiyle dava zamanaşımı aynı değildir. Satıcıya ihtar gönderilmiş olması tek başına dava süresinin korunduğu anlamına gelmez. “Öğrendikten sonra iki yıl bekleyebilirim” düşüncesi de süreyi yanlış başlangıçtan hesaplamaya yol açabilir.

IX. Nereye Başvurulur?

Başvuru yolu satışın niteliğine ve talebin değerine göre belirlenir. Tüketici işlemi olmayan özel kişiler arasındaki malvarlığı uyuşmazlığında, özel bir görev düzenlemesi yoksa HMK m.2 gereğince asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Tüketici hakem heyeti bu satışlara sırf araç ikinci el olduğu için görevli hâle gelmez.

Tüketici işlemlerinde 6502 sayılı Kanun m.68 ve m.73 dikkate alınır. Ticaret Bakanlığının 22.01.2026 tarihli bilgilendirmesine göre, 2026 yılında 186.000 TL’nin altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur. Bu tutar ve üzerindeki uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvurulamaz; kural olarak önce m.73/A uyarınca dava şartı arabuluculuk, ardından tüketici mahkemesi yolu izlenir. Hakem heyeti kararına itiraz gibi istisnalar aynı maddede ayrıca düzenlenmiştir.

Parasal sınırın uygulanmasında yalnız aracın toplam satış fiyatına bakılmaz; ileri sürülen talep ve uyuşmazlık değeri belirlenmelidir. Bedel indirimi talebi ile bütün satış bedelinin geri istendiği sözleşmeden dönme talebinin değeri farklı olabilir. Sınır yıllık değiştiğinden başvuru tarihinde yeniden kontrol edilmelidir.

X. Sonuç

Kilometresi düşürülmüş araçta satıcının değişiklikten habersiz olması, ayıp sorumluluğunu tek başına ortadan kaldırmaz. Alıcının haklarını kullanabilmesi bakımından ise satış sırasında mevcut ayıbın, gerçek bedelin ve istenen zararın ortaya konulması; ilgili bildirim ve süre kurallarının gözetilmesi gerekir. İade, bedel indirimi ve tazminat seçenekleri, satışın niteliği ve deliller birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Bu yazı 3 Ekim 2026 itibarıyla kontrol edilen kaynaklara dayanır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; belirli bir uyuşmazlık hakkında hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.

Kaynaklar

Sıkça Sorulan Sorular

6098 sayılı TBK m.219 uyarınca satıcının ayıbı bilmemesi tek başına sorumluluğunu kaldırmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 24.10.2022 tarihli kararında da bu ilke uygulanmıştır. Ancak ayıbın satış sırasında bulunması, alıcının bilgisi ve bildirim gibi diğer koşullar ayrıca incelenir.
TBK m.227 ve tüketici işlemlerinde 6502 sayılı Kanun m.11 kapsamında sözleşmeden dönme seçeneklerden biridir. Kilometrenin düşürülmesi her olayda otomatik iade sonucu doğurmaz; talep, ayıbın niteliği ve uygulanacak düzenleme birlikte değerlendirilir. Aracı elde tutup bedel indirimi istemek de koşulları varsa mümkündür.
TBK m.223'e göre olağan incelemeyle anlaşılamayan gizli ayıp, öğrenilince hemen satıcıya bildirilmelidir; bu madde bütün olaylar için sabit bir gün sayısı belirlemez. TBK m.225'te ağır kusurlu satıcı ve meslekten satıcının bilmesi gereken ayıplar için istisna vardır. Tüketici işlemlerinin özel hukuki rejimi ayrıca gözetilmelidir.
Hayır. TBK m.231'de kural devirden itibaren iki yıldır; ağır kusurlu satıcı bu süreden yararlanamaz. Tüketici işlemlerinde 6502 sayılı Kanun m.12, genel olarak iki yıllık süre ve ikinci el satışlarda bir yıldan aşağı indirilemeyen sorumluluk süresi öngörür. Ağır kusur veya hileyle gizlenen ayıpta aynı maddenin özel istisnası uygulanır.
Önce satışın 6502 sayılı Kanun m.3 kapsamında tüketici işlemi olup olmadığı belirlenmelidir. Tüketici uyuşmazlıklarında 2026 yılında 186.000 TL'nin altındaki talepler için hakem heyetine başvuru zorunludur. Bu tutar ve üzerindeki uyuşmazlıklarda kural olarak dava şartı arabuluculuk ve ardından tüketici mahkemesi yolu izlenir; özel kişiden yapılan satışlar için aynı yol kendiliğinden uygulanmaz.

İlgili Yazılar

Bize Ulaşın