Hesap Kiralama ve IBAN Kullandırma: Dolandırıcılık Suçuna İştirak Nasıl Belirlenir?
I. Giriş
Bir banka hesabının, kartın veya mobil bankacılık şifresinin başkasına verilmesi, dolandırıcılık soruşturmasında hesap sahibini nasıl etkiler? Hesabına para gelen kişi, kartları toplayan kişi ve parayı çeken kişi aynı olayda farklı roller üstlenmiş olabilir. Ceza sorumluluğunun belirlenmesinde hesabın kim adına açıldığı kadar, hesabın nasıl ve kimin tarafından kullanıldığı da önem taşır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 23.03.2026 tarihli, 2025/5732 E. ve 2026/3017 K. sayılı kararı, bu sorunu somut bir hesap kiralama olayı üzerinden ele almaktadır. Dosyada ücret karşılığında banka kartı ve SIM kart temin edilmesi, mobil bankacılık bilgilerinin başkalarına verilmesi ve mağdurdan gelen paranın farklı hesaplar arasında dolaştırılması yönünde anlatımlar bulunmaktadır. Yargıtay, bu ilişkiler aydınlatılmadan soruşturmanın kapatılmasını hukuka aykırı bulmuştur.
II. Karara Konu Olay: Kazanç Vaadi ve Kiralanan Hesaplar
Şikâyetçi, Instagram’da maddi kazanç sağlayabileceğine ilişkin bir paylaşım görerek hesabı yöneten kişilerle iletişime geçmiştir. Önce katılım bedeli olarak 500 TL göndermiştir. Ardından kendisine para kazandığı, kazancın aktarılması için vergi ödenmesi ve blokenin kaldırılması gerektiği söylenmiştir. Bu açıklamalarla 3.250 TL ve 5.000 TL daha gönderen şikâyetçinin toplam zararı 8.750 TL’ye ulaşmıştır. Yeniden para istendiğinde kardeşinin duruma müdahalesiyle ödemeler kesilmiştir.
Soruşturmada paranın gönderildiği hesaplar incelenmiş ve hesapların kullanımı hakkında farklı açıklamalar ortaya çıkmıştır:
- 5.000 TL’nin gönderildiği hesabın sahibi, banka kartını ve şifresini başkalarının hesaplarını kiralayan bir kişiye verdiğini; toplanan kartların otobüsle Mersin’e gönderildiğini anlatmıştır.
- 3.250 TL’nin gönderildiği hesabın sahibi, kartlarını kaybettiğini, sonrasında iptal ettirdiğini ve para girişinden haberi olmadığını savunmuştur.
- Para aktarımının devamındaki hesaplardan biriyle bağlantılı şüpheli, kendisine Bitcoin işi yapıldığının söylendiğini ve bu açıklama üzerine annesinin kullandığı kartlarla mobil bankacılık bilgilerini verdiğini belirtmiştir.
- 500 TL’nin gönderildiği hesabın sahibi, hesabı bir telefon hattına tanımladığını, hattı başka bir kişiye verdiğini ve hesapla şifrelerinin o kişi tarafından kullanılmaya devam edildiğini söylemiştir.
- Başka bir şüpheli ise banka kartı ve SIM kart getirilmesi karşılığında ücret vaat edildiğini; bu kapsamda yedi banka kartı, mobil bankacılık şifresi ve bir telefon hattını teslim aldığını ve başka bir kişiye ulaştırdığını anlatmıştır.
Bu açıklamalar, aynı dosyada hem hesap kullandırmayı kabul eden hem de kartlarının bilgisi dışında kullanıldığını savunan kişilerin bulunduğunu göstermektedir. Kartların kim tarafından toplandığı, hesapların fiilen kimde olduğu ve paranın kim tarafından çekildiği soruşturmanın merkezindeki meselelerdir.
III. Takipsizlik Kararı Neden Bozuldu?
Cumhuriyet başsavcılığı, şikâyetçinin kazanç vaadini denetleme imkânı bulunduğu, söylenenlerin basit yalan niteliğinde kaldığı ve olayın hukuki uyuşmazlık olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Bu karara yapılan itiraz da sulh ceza hâkimliğince reddedilmiştir.
Yargıtay, kanun yararına bozma incelemesinde isnat edilen eylemin bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun yanında dosyadaki hesap kiralama ve kart temini anlatımlarının gerektirdiği araştırmaların yapılmadığını tespit etmiştir.
Dairenin istediği araştırmalar somuttur: İfadesi alınmayan şüphelinin dinlenmesi, mağduru arayan hatların sahipleriyle fiilî kullanıcılarının belirlenmesi, hesaptan parayı çeken kişinin tespiti için uzman bilirkişi kurumundan rapor alınması, bildirilen tanığın dinlenmesi ve bağlantılı soruşturma veya dava dosyalarındaki ilgili delillerin getirtilmesi gerekmektedir.
Bu araştırmaların ardından her şüphelinin delilleri ayrı değerlendirilerek suça iştiraki tartışılmalıdır. Daire, eksik soruşturmayla verilen takipsizlik kararına karşı itirazın reddini bu nedenle kanun yararına bozmuştur. Kararın sonucu, şüpheliler hakkında mahkûmiyet kurulması değil, soruşturmanın genişletilerek rollerinin aydınlatılmasıdır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E.2025/5732, K.2026/3017 — tam metin.
IV. Hesap Sahibinin Suça İştiraki Nasıl Değerlendiriliyor?
A. Kartı Vermek, Hesabı Kullanmak ve Parayı Çekmek
Kararda bu hareketler farklı kişiler üzerinden anlatılmaktadır. Bir kişinin kartları toplaması, diğerinin kendi hesabını kullandırması, başka bir kişinin ise parayı çekmesi mümkündür. Dolayısıyla yalnız banka kayıtlarındaki isimler üzerinden bütün kişilere aynı rolün yüklenmesi, olayın nasıl gerçekleştiğini açıklamaz.
Hesabın hangi gerekçeyle verildiği, kart ve şifrenin kime teslim edildiği, hesap üzerindeki kontrolün kimde kaldığı ve ücret ilişkisinin bulunup bulunmadığı birlikte araştırılmalıdır. İncelenen dosyada “Bitcoin işi”, “akrabasından para gelmesi” ve “bahis şirketinden kazanç” gibi farklı açıklamalar yapılmıştır. Yargıtay, bu açıklamalarla para ve iletişim kayıtları arasındaki bağlantının ortaya çıkarılmasını istemiştir.
B. Para Transferinin Gösterdiği ve Göstermediği
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 14.01.2026 tarihli, 2025/2123 E. ve 2026/582 K. sayılı kararı, para hareketlerinin kişinin suçla bağlantısı bakımından nasıl değerlendirildiğini gösteren bir başka örnektir.
Bu olayda mağdur, Instagram üzerinden bahis yoluyla kesin kazanç vaat edilmesi üzerine önce bir hesaba toplam 25.000 TL, ardından paranın gönderilemediği açıklamasıyla başka bir hesaba 25.000 TL daha yatırmıştır. İlk hesaba gelen paranın 20.000 TL’si de diğer bir sanığın hesabına aktarılmıştır. İlk derece mahkemesi sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılıktan mahkûmiyet kurmuştur.
Yargıtay, temyiz incelemesinde bir sanık yönünden hükmü onarken diğer sanık yönünden mahkûmiyete yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı sonucuna varmıştır. Bu değerlendirmede, bağlantılı iddianamedeki 17 olayın hiçbir mağdurunun ilgili sanığın hesabına doğrudan para göndermemesi, dinlemelerde mağdurlarla iletişiminin bulunmaması, telefon incelemesinde suç unsuruna rastlanmaması ve sanığın diğer kişilere para gönderdiğini gösteren dekontlar birlikte ele alınmıştır.
Böylece Daire, para transferi zincirinde yer alan bu sanığın mahkûmiyetini bozmuştur. Doğrudan para almamak veya mağdurla görüşmemek tek başına beraat ölçütü değildir; bu dosyadaki sonuç, belirtilen delillerin birlikte değerlendirilmesine dayanmaktadır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E.2025/2123, K.2026/582 — tam metin.
V. TCK m.158/1-f ve Hesap Kullandırmaya İlişkin Ceza İndirimi
TCK m.158/1-f, dolandırıcılığın bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumları araç olarak kullanılarak işlenmesini düzenler. Bu bent bakımından hapis cezası dört yıldan on yıla kadardır. Ayrıca beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmüş; para cezasının miktarının suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı belirtilmiştir.
Hesap kullandırma bakımından güncel düzenleme olan TCK m.158/4, dolandırıcılığa katılımın belirli bir davranışla sınırlı kaldığı hâlleri ayrıca düzenlemektedir. Fıkraya göre kişi, kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla banka ya da kredi kartı gibi ödeme araçlarını veya ilgili hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi ya da araçları başkasına vermişse ve iştiraki bu fiille sınırlıysa verilecek ceza yarı oranında indirilir. Düzenleme banka hesapları yanında aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı ve kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesapları da kapsar.
Bu hükmün uygulanmasında hesabın kullanımına hangi katkının sağlandığı belirleyicidir. Kart veya erişim bilgilerini vermekle sınırlı bir katkı ile mağdurun aldatılması, hesapların toplanması ve paranın yönlendirilmesi gibi başka aşamalarda görev üstlenilmesi ayrı ayrı ele alınmalıdır. Bu nedenle iştirak biçiminin açıkça belirlenmesi, hem suçun ispatı hem de uygulanacak ceza bakımından önem taşır. Türk Ceza Kanunu, m.158.
VI. MASAK Blokesi, Hesabın Askıya Alınması ve Elkoyma
Hesap kiralama soruşturmalarında para hareketlerinin durdurulması da gündeme gelebilir. Günlük dilde “MASAK blokesi” olarak adlandırılan kısıtlamaların hukuki dayanağı ise aynı değildir.
5549 sayılı Kanun m.19/A, işlem konusu malvarlığının aklama veya terörün finansmanı suçuyla ilişkili olduğundan şüphelenilmesi hâlinde, MASAK’ın incelemesine imkân sağlamak amacıyla işlemin yedi iş günü süreyle askıya alınmasını veya gerçekleştirilmemesini düzenler. Yetki Bakana aittir ve bakan yardımcısına devredilebilir. 5549 sayılı Kanun, m.19/A.
CMK m.128/A ise TCK m.158/1-f kapsamındaki dolandırıcılık dâhil maddede sayılan suçlarda, makul şüphe bulunması üzerine ilgili mali kuruluşun suçta kullanılan hesabı 48 saate kadar askıya alabilmesine imkân verir. İşlem savcılığa ve hesap sahibine bildirilir. Hesap sahibi, işlemin kaldırılması için savcılığa başvurabilir; savcı bu başvuruyu 24 saat içinde karara bağlar.
Aynı madde, askıya alınan hesapta bulunan suça konu menfaate hâkim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının yazılı emriyle elkonulmasını da düzenler. Elkonulan menfaatin mağdura ait olduğu anlaşıldığında soruşturma veya kovuşturma sırasında sahibine iade edilir. Ceza Muhakemesi Kanunu, m.128/A.
Bu tedbirler para üzerinde işlem yapılmasını sınırlandırır. Hesap sahibinin dolandırıcılığa iştirak edip etmediği ise yukarıdaki kararlarda görüldüğü üzere kendi eylemleri ve dosyadaki deliller üzerinden belirlenir.
VII. Sonuç
Yargıtayın 23.03.2026 tarihli kararı, hesap kiralama dosyalarında kartların temininden paranın çekilmesine kadar bütün işlem zincirinin araştırılmasını istemektedir. Hesap sahibiyle fiilî kullanıcıların belirlenmesi, şüphelilerin açıklamalarının kontrol edilmesi ve bağlantılı delillerin toplanması bu incelemenin temelini oluşturur.
14.01.2026 tarihli karar ise aynı dolandırıcılık dosyasında sanıklar hakkında farklı sonuçlara ulaşılabileceğini göstermektedir. Her kişinin suçla bağlantısı ayrı ortaya konulmalı; hesap ve para hareketleri diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir. TCK m.158/4’teki indirim de kişinin katkısının kapsamının doğru belirlenmesini gerektirir.
Bu yazı, belirtilen Yargıtay kararları ve güncel mevzuat çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
Av. Fatih Dişçi — discilaw.com