Havale Dekontu Borç İspatı Sayılır mı? Yargıtay'dan Emsal Karar
I. Giriş
Günlük hayatta kişiler arasında banka havalesi ile gerçekleştirilen para transferleri oldukça yaygındır. Ancak bu transferlerin hukuki niteliği —ödünç (borç) verme mi, mevcut bir borcun ödenmesi mi, yoksa kâr payı dağıtımı mı olduğu— uyuşmazlık konusu olduğunda ispat meselesi kritik hâle gelir. Türk hukukunda ödünç sözleşmesi TBK m.386 vd. hükümlerinde düzenlenmiş olup, sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı bulunmamakla birlikte; HMK m.200 uyarınca belirli parasal sınırın üzerindeki hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur. Bu noktada banka havale dekontlarının ispat değeri, yazılı delil başlangıcı kavramı ve icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için aranan “likit alacak” şartı, uygulamada sıkça tartışılan konulardır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 16.10.2025 tarihli ve 2025/3208 E., 2025/4902 K. sayılı kararı, havale dekontlarıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında, dekontların yazışmalar ve tanık beyanlarıyla birlikte değerlendirilmesi suretiyle ödünç ilişkisinin nasıl ispatlanabileceği ve alacağın likit sayılması suretiyle icra inkar tazminatına nasıl hükmedileceği bakımından emsal niteliktedir.
II. Dava Konusu Olay
Davacı, davalı arkadaşının maddi durumunu düzeltmek amacıyla kendisinden borç istemesi üzerine 06.12.2021 – 17.01.2022 tarihleri arasında dokuz ayrı havale işlemiyle toplam 1.733.500,00 TL göndermiştir. Banka kanalıyla yapılan havalelerde işlem açıklaması yer almamakta, ancak taraflar arasındaki WhatsApp benzeri mesajlaşma yazışmaları para alışverişine ilişkin yazılı izler taşımaktadır.
Davacı, ödemenin yapılmaması üzerine Ankara 10. İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi başlatmış; davalıların itirazı üzerine itirazın iptali davası açmıştır.
Davalı ise savunmasında; davacı ile aralarında karşılıklı para alışverişi bulunduğunu, ancak bu ilişkinin ödünç verme değil, gönderilen paralar karşılığında kâr payı ödenmesi şeklinde yürüdüğünü, kâr payının ödenmediği dönemlerde aynı oranda hesaplanan tutarların ana paraya eklendiğini, davacıya da hesabından çeşitli ödemeler yapıldığını ve takas-mahsup yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
İlk derece mahkemesi; taraflar arasında sözlü alacak-borç ilişkisi olduğunun davalı tarafından kabul edildiğini, mesaj yazışmalarının yazılı delil başlangıcı sayıldığını ve davacı tanıklarının davalının “abi sana 1.750.000 TL borcum kaldı” şeklindeki ikrarını doğruladığını tespit ederek davanın kabulüne karar vermiş; ancak alacağın likit olmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı talebini reddetmiştir.
İstinaf incelemesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi; havale dekontları gereğince borç miktarının muayyen ve likit olduğunu tespit ederek, asıl alacağın %20’si olan 346.700,00 TL icra inkar tazminatına hükmetmiştir.
III. Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, davalının temyiz itirazlarını birkaç ana eksen üzerinde incelemiştir.
A. Havale Dekontunun İspat Değeri ve Delil Başlangıcı
Daire, kararında açıkça vurgulamıştır:
“Her ne kadar davaya konu edilen dekontlarda açıklama bulunmasa da, dosyada toplanan tüm deliller ve .. yazışmalarından, taraflar arasında sözlü alacak borç ilişkisi olduğunun davalı tarafın kabulünde olduğu, tüm dosya kapsamından ispat yükü kendisinde olan davacının havale edilen paraların borç olarak gönderildiğini ispat ettiğinin anlaşılmasına göre…”
Bu değerlendirme, yerleşik içtihat çizgisiyle uyumludur: Açıklama içermeyen havale dekontu, kural olarak mevcut bir borcun ödenmesi karinesini doğurur ve tek başına ödünç ilişkisini ispatlamaz. Ancak HMK m.202 anlamında yazılı delil başlangıcı (mesaj yazışmaları) ile birlikte değerlendirildiğinde ve davalının da taraflar arasında bir para alışverişi olduğunu ikrar etmesi karşısında, ispat yükünü taşıyan davacının iddiasını yeterince ortaya koyduğu kabul edilmiştir.
B. Senetle İspat ve Tanık Dinleme
Davalı, HMK m.200 uyarınca senetle ispat sınırının üzerindeki alacakta tanık dinlenmesine muvafakatinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Ancak Daire, mesaj yazışmalarının delil başlangıcı oluşturduğu ve davalının taraflar arasındaki para ilişkisini ikrar ettiği gerekçesiyle bu itirazı yerinde görmemiştir. HMK m.202, yazılı delil başlangıcının bulunması hâlinde tanık dinlenmesini mümkün kılmaktadır.
C. Hukuki Dinlenilme Hakkı
Davalının “duruşma gününün öne alınması” ve “tanık listesi tebliğ edilmeden tanık dinlendiği” yönündeki itirazları, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından şu şekilde değerlendirilmiş ve Daire bu değerlendirmeyi benimsemiştir: 04.10.2024 tarihli celsede taraflara tanıklarını bildirmeleri için süre verilmiş, duruşma 20.12.2024 tarihine ertelenmiş, bu tarihler arasında davalı 17.12.2024 tarihli dilekçesini sunmuş ve davacı tanıkları 20.12.2024 celsesinde dinlenmiştir. Bu süreçte HMK m.27 kapsamındaki hukuki dinlenilme hakkına aykırılık bulunmamaktadır.
D. Alacağın Likit Olması ve İcra İnkar Tazminatı
Kararın belki de en önemli yönü, alacağın likit kabul edilmesidir. Daire, havale dekontlarındaki tutarların belirli ve muayyen olduğunu, dolayısıyla İİK m.67/2 uyarınca icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğunu kabul etmiştir. Yargıtay sonuç olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK m.370/1 uyarınca onanmasına karar vermiştir.
IV. Hukuki Sonuç ve Önemli Noktalar
Bu karardan çıkarılabilecek pratik sonuçlar şu şekilde sıralanabilir:
- Havale dekontunun ispat değeri: Açıklamasız havale dekontu tek başına ödünç ilişkisini ispatlamaz; ancak yazışmalar, tanık beyanları ve karşı tarafın ikrarı ile birlikte değerlendirildiğinde TBK m.386 kapsamında ödünç ilişkisinin varlığı kabul edilebilir.
- Yazışmaların delil başlangıcı niteliği: WhatsApp/SMS mesajları HMK m.202 uyarınca yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilir ve senetle ispatı gereken hususlarda tanık dinletmenin yolunu açar.
- Likit alacak ölçütü: Havale dekontları tutarın belirli ve muayyen olduğunu gösterdiğinde, alacak İİK m.67/2 anlamında likit sayılır ve icra inkar tazminatı için bu şart sağlanmış olur.
- İcra inkar tazminatı oranı: İtirazın iptaline karar verilmesi hâlinde, alacağın likit olması koşuluyla, asıl alacağın en az %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.
- Hukuki dinlenilme hakkı: Tarafa savunma ve delil sunma imkânının fiilen tanındığı durumlarda, tek başına usul tartışmaları HMK m.27’nin ihlali sayılmaz.
V. Sonuç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin incelenen kararı; açıklama içermeyen havale dekontlarının yazılı delil başlangıcı niteliğindeki mesaj yazışmaları ve tanık beyanlarıyla birlikte değerlendirilmesi suretiyle ödünç ilişkisinin ispatlanabileceğini ve böylelikle alacağın likit kabul edilerek İİK m.67/2 uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Karar, uygulamada banka havalesi yoluyla yapılan para transferlerinin hukuki nitelendirilmesi bakımından ispat yükünün dağılımını ve delil hukukunun temel ilkelerini somutlaştırması yönüyle dikkat çekicidir. Özellikle dijital iletişim araçlarının yaygınlaştığı günümüzde, mesaj yazışmalarının ispat hukukundaki rolünün yargısal içtihatla pekiştirilmesi de kararın bir başka önemli boyutunu oluşturmaktadır.