İş Hukuku 2 dk okuma

Hizmet Tespiti Davasında Yargıtay'dan Emsal Karar: Eksik İnceleme Bozma Nedenidir

Hizmet Tespiti Davasında Yargıtay'dan Emsal Karar: Eksik İnceleme Bozma Nedenidir

I. Giriş

Hizmet tespiti davaları, çalışanların sigortasız geçen veya eksik bildirilen çalışma sürelerinin tespiti amacıyla açtıkları, kamu düzenini ilgilendiren önemli davalardır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 19.02.2025 tarihli ve 2025/204 E., 2025/2444 K. sayılı kararı, bu davalarda mahkemelerin yapması gereken araştırmanın derinliğini ve niteliğini gözler önüne sermektedir.

II. Yargıtay Kararına Konu Olay

Söz konusu davada, davacı 1993 yılında bir kamu kurumunun (TÜİK) genel sayım işinde çalıştığını iddia ederek hizmet tespiti talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi davanın kısmen kabulüne karar vermiş, ancak Yargıtay, yapılan incelemeyi eksik bularak kararı bozmuştur.

III. Yargıtay’ın Bozma Gerekçeleri ve Aradığı Kriterler

Yargıtay, bozma kararında mahkemelerin özellikle şu hususlara dikkat etmesi gerektiğini vurgulamıştır:

1. Tanıkların Belirlenmesi ve Dinlenmesi: Mahkemece sadece davacının gösterdiği tanıklarla yetinilmemelidir. Özellikle işyeri bir kamu kurumu ise veya işyerinde çalışanların isimlerinin bulunduğu resmi listeler (örneğin “Personel Listesi”) mevcutsa, bu listede adı geçen kişilerin re’sen tespit edilip dinlenmesi gerekmektedir.

2. Kamu Kurumu Niteliğinin Gözetilmesi: Davalı işyerinin kamu kurumu olması durumunda, kayıtların daha düzenli tutulması esastır. Bu nedenle mahkeme:

  • İşe giriş çıkış bildirgelerini,
  • Sözleşmeleri,
  • Ücret bordrolarını,
  • Puantaj kayıtlarını eksiksiz olarak ilgili kurumdan (TÜİK vb.) istemelidir.

3. Resmi Sıfatlı Kişilerin Beyanları: Eğer yazılı belge bulunamıyorsa, o dönemde işyerinde resmi sıfatla çalışan (müdür, amir, memur gibi) yetkililer tespit edilerek beyanlarına başvurulmalıdır.

IV. “Kuşku ve Duraksamaya Yer Bırakmayacak Şekilde Belirleme” İlkesi

Yargıtay’ın bu kararındaki en çarpıcı ifade, hizmet tespiti davalarındaki ispat standardını belirleyen şu cümledir:

“…resmi veya yazılı kayıtların bulunmadığı tarihlerde alınan bu beyanlar ile eldeki deliller bir arada değerlendirilmeli, böylelikle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.”

Bu ilke gereğince, eksik inceleme ve yetersiz tanık beyanıyla verilen hükümler, hak arama hürriyetini kısıtlayabileceği gibi adaletin tecellisini de engelleyebilir.

V. Sonuç

Hizmet tespiti davalarında hak iddia eden çalışanların ve yargılamayı yapan mahkemelerin, sadece sunulan sınırlı delillerle yetinmemesi gerekmektedir. Yargıtay’ın 2025 tarihli bu kararı, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için hakimin geniş bir araştırma yetkisi ve yükümlülüğü olduğunu teyit etmektedir. Özellikle tanıkların doğru seçilmesi ve resmi kayıtlarla çapraz sorguya tabi tutulması, davanın seyri açısından hayati önem taşır.

Blog'a Dön
Bize Ulaşın